Geleneksel Konutun Çok İşlevli Yapısını Türk Edebiyatı Üzerinden Okumak
Son dönemde, bireylerin gündelik yaşam pratiklerini kökten değiştiren pandemi, bilim insanlarının öngörülerine göre geleceğin gerçeğidir. Bireylerin pandemi sürecinde zamanlarının büyük bir kısmını evde geçirdiği göz önünde bulundurulduğunda bu yeni sürecin konut tasarımını etkilemesi kaçınılmazdır. Mecburi olarak benimsenen bu yeni yaşam şekli, geleneksel dönemde yaşamış kadınların gündelik hayatı ile benzer özellikler taşımaktadır. Dönemin mahremiyet anlayışı ile şekillenen geleneksel konut, kadının ihtiyaçlarını evin sınırları dahilinde karşılamayı amaçladığı için birçok işlevi içinde barındırmıştır. Batılılaşma süreci ile birlikte değişmeye başlayan mahremiyet anlayışı, kadına kamusal mekanlara katılma şansı tanımış ve geleneksel konutun barındırdığı işlevler kente taşarak konutun sadeleşmesine neden olmuştur. İçinde bulunulan pandemi dönemi, kente dağılmış olan işlevleri tekrar konutta toplamayı gerekli kılarak geçmişte ki uygulamaların yeniden gözden geçirilmesini önemli hale getirmektedir. Bu çalışmanın amacı geleneksel konutun birçok ihtiyaca cevap veren çok fonksiyonlu yapısını inceleyerek günümüze dair çıkarımlarda bulunmaktır. Geçmişin gündelik yaşamı hakkında verilerin kısıtlı olması nedeniyle disiplinler arası bir çalışma yürütmek önemli hale gelmiş ve bu nedenle Türk edebiyatından faydalanılarak kaynakları zenginleştirmek hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında İstanbul’da geçen ve 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başı arasındaki bir zaman dilimini kapsayan on roman seçilmiştir. Konutu sorunsallaştıran bu on roman incelenerek geleneksel konutun karşıladığı işlevlerin neler olduğuna dair ipuçları elde edilmiş ve konutun geleceği hakkında çıkarımlarda bulunabilmek adına geleneksel konutun yeniden ele alınmasının önemi vurgulanmıştır. |